Motivasyon kaynaklarımız neler?

Geçtiğimiz günlerde mail grubunda birbirimize yazmıştık ve motivasyon sağlamıştık… Tabi küçük bir grup içinde (closed friends) olmuştu bu. İnsan istemez mi, herkes spor yapsın, daha iyi tırmansın, daha iyi bisiklet sürsün, daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü… (olympics motto). Bakalım gelişmek ve bunları başarmak için motivasyon kaynaklarımız neler?

Sporu yaptıktan sonra salgılanan endorfin bile, sporun alışkanlık haline gelmesini sağlıyor. Antrenmanlara koşarak her koşulda geldiğimiz ve çarpıştığımız günler gibi. Antrenmanın üstüne yapılan güzel yemekler, kahvaltılar bile aslında bir arada olmayı ve bunu sevmeyi kolaylaştırıyor.

Çok zor bir boulder problemini uzun süre, parmaklar sakatlanıncaya kadar denemek veya kayada düşe düşe, ipe otura otura soğuk havaya rağmen rota hamlelerini çözmek. Sağanak yağmura rağmen bisikletten inmemek, çamurlara batmışken koşmaktan vazgeçmemek. Bunun temelinde de, o rotayı bitirdikten, problemi çözdükten, vazgeçmedikten sonra duyulacak hazzın beklentisi var. Peki bu beklenti için motivasyonu neler sağlar? Aylarca sürdürülen tam bir antrenman programı olabilir, yeni bir bölgede tırmanıyor/koşuyor/bisiklet sürüyor/yürüyor olmak olabilir, partnerin verdiği sonsuz destek olabilir, bunu yaparken başkalarına yardım ediliyor olabilir. Hatta yeni bir ayakkabı veya yeni bir set ekspress bile motivasyonumuzu sağlayabilir. Mesela kilo vermek, fit olmak ne kadar cezbedici değil mi? Ya da gönlünce yemek yemek:) herşey bizi spor yapmak için motive edebilir.

Gelelim bana, nedir bu koşma tutkusu ve bunu sağlayan motivasyon kaynağım? Bahsetmiştim kardeşim (Dilem) uzun zamandır koşuyor. Sadece Türkiye değil Avrupadaki birkaç yarı-maraton koşularına da katılıyordu. Bense tırmanış için içimdeki motivasyonu kaybetmişliğin verdiği üzüntü, stres, iç huzursuzluk ile savaşmaya çalışıyordum. Sonra koşmaya karar verdim. Yazın hiç eksik etmedim sahilde, sokakta, parkta sabah güneş doğmadan/akşam güneş battıktan sonra koşulara başladım. Daha koşmaya yeni başlamıştım, düzene yeni yeni girmiştim, birkaç haftada kendimi çok iyi hissediyordum, yorgunluk olmuyor, koşma isteğim giderek artıyordu. Kendimi dinledim, hissettiklerimi sorguladım yorumladım. Sonra ilk koşuma katıldım 16 eylül New Balance Ankara Eymir Gölü koşusu 10K. Hiç beklemediğim, iyi bir finish zamanı(kendiliksiz koşu) geldi. Ardından antrenman programı düzenlemeye başladım, daha bilinçlenmek için web araştırmaları yaptım, kitaplar karıştırdım, bilenlere danıştım. Motivasyon artıyor. Sonraki koşu 11 Kasım’da 34. Vodafone Avrasya Maratonu’ydu. 15K koşacaktım. Hiç o kadar uzun mesafe koşmamıştım. Havalar soğuyordu, yağmurda da koşmamıştım. Çok soru işareti vardı kafamda. Haftada bir gün 10km, bir gün 4-5km, 3gün de fitness (ağırlık, cross training vs.) yapıyordum. Bunu aksamalar haricinde sadece 3 hafta tam olarak yapmıştım. Süreç bu şekilde oldu. Koşu sabahı boğaziçi köprüsü metrobüs durağında üşürken hedefimi, parkurdaki son yokuşun endişesi ile 1saat30dk civarında koydum. Bakalım, yağmur yok hava açık herşey güzel. İlk defa koşacağım çok heyecanlıyım :)  haydi kızım başlıyoruz.

Bu koşuda çok şey öğrendim. Amaç koşuyu bitirmek, parkuru tamamlamak ama bunu çok daha faydalı bir şekle çevirmek de varmış. Son aylarda tanıştığım koşucular, sporcular, sadece koşmanın bireysel getirilerinin yanında başkalarına olan faydalarını da gösterdiler. Onlara sonsuz teşekkürler. Bunu adım adım organizasyonu sayesinde koşarken gördüm ve yaşadım. Engellerin, sınırların olmadığı bir  koşuydu, yardım için koşmak. Koşuyu bitirebildiğinde, ihtiyacı olanlara bir faydanın olduğunu bilmek ne kadar anlamlı değil mi 🙂 Sosyal sorumluluk projesi haline getirebilmek de yapılan etkinliğin gücünü ve anlamını arttırıyor. Bunu görünce ve yakından hissedince inanılmaz bağlandım yaptığım spora, motivasyonumu bu yaşadığım anlara borçluyum. Spor yaparken başkasına yardım ediyor olmak ne kadar tatmin edici bir durum. Ben de onlardan biri olmak istiyorum.

Avrasya 15K koşusunu 1saat23dk’da bitirdim :)  Bitirdiğimde hissettiğim mutluluk inanılmazdı. Bu aynı ilk VI+, ilk VII … dereceleri çıktığım zamanlara benziyordu. Benden güzeli yok 🙂 Her ne olursa olsun hiçbir sıkıntıdan etkilenmeden, bahanelere başvurmadan azimle neler yapabileceğimizin farkındaysak buna sonuna kadar devam etmeliyiz. Yapabileceklerimizin sınırı yok. Ama bunu oturduğumuz yerden farkedemiyoruz, bişiler yaptıkça, yapabildikçe görebiliriz.

Yazının sonu: Kulübümdeki (mudadosk ve mudadost) arkadaşlarla da koşabiliriz. Tırmanışa yardımcı destek sporlardan bir tanesi koşu, kardiyo gelişimi için şart. Varsa uludağ-aladağlar-diğer dağlar- her türlü faaliyet öncesi ya da isteyen herkesle haftada bir gün (Çarşamba veya Perşembe akşamları) Burhan Felek’te koşular yapabiliriz. İsteyen benimle iletişim sağlasın. “Son koşum Belgrad Neşet suyu parkuru 6K:31dk41sn” Yorumlar kısmına da motivasyon kaynaklarımızı yazalım, eğleniriz :)

 

Yorumlar (4)

  1. Sevil YILMAZ

    New Balance’ın Bozcaada Maratonu FB sayfasını ben yapmıştım. Çok da güzel olmuştu haa. Zaten sorun motivasyonda. Yoksa spor yapmasına yapılıyor. Ben bu aralar kaybettim gibi bu motivasyonu. Kendimi zorluyorum birşeyler yapabilmek için. En azından yapıyor olmak bile iyi benim için şu anda. Spor yapacağım alanlara daha yakın bir yerde oturmaya başlarsam bu iş daha kolay olacak gibi. Bostancı sahil, bisiklet, koşu, woohhooo.

  2. Dilge Koçak

    Severek yapmak lazım ne olursa olsun. Yoksa o iş/spor/performans/motivasyon gelişmiyor. Video harika.

  3. Hıdır ÖZEL

    Teşekkürler Dilge motivasyonun ve yazın için :)…
    Aslında yazıda videoda tam üst üste geldi benim için. Ne istiyorsunuz?
    Bu soruya o kadar yabancıyım ki kendi adıma şu ana kadar kimse bu soruyu bana sormadı üstelik durup 30 yılı aşkın süredir ben bile bu soruyu kendime soramadım ne istiyorum ? aslında çok güzel bir rakı masası sohbeti olabilir bu süper zihin açar kariyer plansız paranın olmadığı tamamen özgür ne yapmak ister insan ?

Yorum Bırakın

  • (yayımlanmayacak)