Kaynaklar Nisan 2012

Uzun bir aradan sonra tekrar tırmanış ile buluşmak ve bunu Kaynaklar’da ki yarışmada taçlandırmak beni çok mutlu etti…

Bir aydır gitmeyi planladığım etkinlik için öncelikle çalıştığım şirketten istifa etmem gerekiyordu. Nitekim ettim de… Son dakika golü iki haftalığına Konya’ya oradan da Kayseri’ye geçtim. Çinli akrobat grubunun turnesiyle ilgileniyordum. Tırmanış ile ilgili sürekli telefon ve mail trafiği yaşıyordum. Tekrar mental adaptasyona başlarken ” ne işim var benim burada hala !!!” diye bağıra çağıra İstanbul’a döndüm. Aynı agresiflik ile ofise gidip vurdum yumruğumu masaya (hayal ettiğim buydu tabi). Dedim ben çıkıyorum darlandım iyice.

Sonraki iki hafta boyunca dört kez antrenman yapabildim (biri okulun duvarında diğerleri Boulderistanbul’da). Bildiğin kütük olmuşum nasıl ham vücut inanılmaz… Ağrılar, sızılar, tutulmalar… Askerlik dönemi ve iş hayatını arka arkaya yaşayınca iki yıla yakın bir süreyi tırmanıştan uzak geçirdim. Arada 2011 Eylül ayında bi gazla Pelitözü’nde Dünyayı Kurtaran Adam’ı (IX+) çıkmak için gitsek de tırmandığımız yalnızca V dereceli üç rota oldu…  Rezillik diz boyu…

16 Nisan’da İzmir’e biletimi aldım. Otogarda ve Buca’da, erken geldiğimden acı dolu bekleyişler yaşadım. Artık Kaynaklara gidip bir kaç rotayla ruhu okşamak istiyordum. Köye vardığımda meydandaki akan sular, kamp alanındaki locamızın yine billur gibi olacağına işaret ediyordu. Zeytin ağaçları altında olabilecek en güzel çadır yerlerine Sadık, Esra ve Ersin bir kaç gün öncesinden yerleşmişler bile… Bende usulca aralarında kalan yere kuruldum. Öğlenden sonra Vadi Sektöre gittik. Sadık ve Esra geçmiş dönemlerine nazaran iyi tırmanıyorlar. Ersin bi ince düşme korkusu yaşıyor. Bense bulduğum tüm dev tutamaklara sıkıca asılıyorum. VI derecelerde kollar davul gibi… VII mi? Kaç defa ipe oturdum hatırlamıyorum! Isınmak lazım kayaya. Akşam pideciye coştuk. Kamp alanında da tavuk ızgara yapıp geceyi şenlendirdik.

Ertesi gün yağmurun azizliğine uğradık. Biz de nasıl motiveyiz tırmanmaya tüm gün yemek yiyerek uyuduk! Gün içinde Can ve İrem geldi. Saat kavramından yoksunum. Hava gün boyu akşam sekiz sanki… Esra ve Ersin’in ellerine sağlık. Bulgur pilavı ve türlü yemeklerini mutlaka sizde tatmalısınız yanında semizotu ve yoğurt ile birlikte… Gece, bir yandan tenteye vuran yağmur sesi bir yandan derenin bebek çağlaması diğer yandan ağaçları süpüren rüzgâr ile kapanmayan göz kapaklarım ve ben huzur doluyuz!

Hafta sonuna kadar olan iki günlük süreci tırmanarak geçirdik. Gaza gelmeden vadide V ve VI dereceleri tırmandık. Antrenman ve dayanıklılık hesabı hem açmak hem toparlamak için giriyordum rotalara. Feraye’nin de katılımıyla kamp alanında yedi kişi olmuştuk. İki sene öncesinde onlarca kişi gelip çadırını kurar tırmanış için rotalarda sıra beklemeye başlardı… Bi gün hiç tırmanışla alakasız ruh halimle mağaraya çıktık. İzmir’den bir kaç tırmanıcı daha var. Yaslandım kayaya izlemeye diğerleriyle geyik yapmaya başladım. Baktım Esra elinde ip ve ekspresler hadi dedi Tatu’yu (VII) aç… Mırın kırın ederken tamam dedim. Daha önce de hiç girmedim rotaya (İnceden ürperti ve yiğitliğe bok sürdürmeme kaygısı). Otura otura gidiyorum istasyona kadar. Esra hazırlanıp girdi ardımdan. Onun denemesi de çözüm arayışı ile geçti. Tekrar ısınıp girdim rotaya. İstasyonun altındaki ikinci boltta şişmeye başladım. Sonunda bitirdim rotayı. Daha önce girmediğime çok şaşırdım. Esra’da haftasonu hem açmak hem toplamak için iki kez bitirdi. Tebrikler…

Köyde kahvaltı muhteşem… Resmen haftalık öğünü tek günde tükettik. Obezleşme uğruna yiyoruz. Sonunda kafile halinde gelmeye başladı şenlikçiler. Hafta sonu artık tüm ekipler geldi. Semirdiklerimizi sindirmek üzere kamp alanına geçip aylaklık yaptık epey. Gece sabaha karşı bizim kulübün bebeleri gürültü patırtı içinde locayı kapattı!!! Gözler kan çanağı… Mudadosk ve MudadosT olarak 40-45 kişi ile resmen en çok katılımlı Kaynaklar Şenliği’ndeyiz… Etkinlik programında yeni açılan Karşıyaka ve Tapınak sektörlerinde bay-bayan ayrı üçer rota olmak üzere yarışma düzenlendi. Cumartesi günü ekipten Sadık ve Esra ile önce VI+ dereceli iki rotaya girdik. Artık bünye alışmış kayaya… Bayanlar yarışma rotasını kesiyorum bir yandan. No Gain No Lose (VIII-) oldukça şık balkonlu, ayak boşaltmalı barfiksleyip topuklamalı bir rota… İlk denemedeki başarısızlığımın ardından Sadık girdi rotaya. İlk denemede tüm enerjisini kayada kalmak adına harcayarak bitirdi rotayı. Bir tebrikler de Sadık’a. İkinci denemede stresi atmış fakat yüksek nabızla bende bitiriyorum. Akşam Özge, Hıdır ve Evren ile kordona indik. Güneşin batışıyla içilen biralar ve ilerleyen saatlerde kıyıdaki restoranda yenilen yemek ve edilen sohbet ile gün unutulmaz oldu.

Pazar günü öğlenden sonraya kadar pinekledim kampta. Herkes sıcağa rağmen kayada… Belki emniyet alırım diye çıktım rota diplerine. Hıdır’la birlikte önce mağaraya oradan vadiye sonra hep birlikte karşıyaka sektöre geçtik. Geç gitmekle ne kadar iyi yaptığımızı, insanların sıra beklemekle vakit harcadığını öğrenince anladık. Burada Sevil, Barış, Sadık, Esra, Alper makine gibi tırmandılar. Sonrasında bi grup tapınak sektöre gitti. Yarışma rotalarından “Karşıyaka (VIII)” rotasına Sevil girdi. Birkaç kez oturduktan sonra geri indi ve tekrar denemek istemediğini söyledi. Bende gün içinde hiç tırmanmadan meraklanıp direk girdim. İstasyona kadar çok güzel çözdüm hamle hamle. Tekrar girmeye karar verdim. Ben dinlenene kadar Sevil girdi rotaya. Sonuçta eski üçlü bir aradaydık. Barış ta denemeye karar verdi. Sevil istasyona gelip son klibi yapınca zafer işaretiyle aşağı indi. Bende girdim ve son hamleleri düşme pahasına parmaklar açıla açıla istasyonun yarım metre üzerine çıkarak (Doğan’ın kulakları çınlasın) gerçekleştirdim. En rahat kısım burasıydı ve klibi yapıp indim. Barış tek deneme yaptı ve olmadı ama tekrar girseydi affetmezdi. Tam ona göre bir rotaydı. Bizim ise son takatimizde geldi…

Akşam yemekleri yendi ve herkes gibi bizde konseri beklemeye başladık. Öncesinde ödül töreni yaptılar. Altı civarı bayan onbeş civarı erkek tamamlamıştı rotaları. Sahnedeki bayanlar içinde MUDADOSK’tan Esra, Erkekler içinde MUDADOST’tan Sevil ve ben vardık. Keşke aramızdan daha fazla kişi olsaydı. Sembolik olarak verilen para ödüllerini ise boltlama çalışmaları için DEUNDAK’a bıraktık. Echoes yine muhteşem sahne performansı ile herkesi hareketlendirdi. Bu hareketlenme pogo kültürüne sarınca ne yazık ki dizlerde ve bilumum kollarda çürüklere neden oldu…

Bu senede DEUNDAK çok güzel çalıştı. Kolay değil bu işi her sene organize edebilmek. Her sene yeni arkadaşları bu işe bulaştırmak ve sorumluluk alabilmek… Ellerinize sağlık. Yeni rotalar ve yeni yüzler için teşekkürler.

 

Yorumlar (3)

  1. Sevil YILMAZ

    moruk resmen semirmissiniz. Nerde eski ton balıklı makarnalı faaliyetler. Kahvaltıda yumurta haslamalı; en lüksü de omlet olurdu. Simdi pideler borekler oh mis.

    Valla ben en az 3-4 defa dunyayı kurtaran adamı cıkma hayaliyle gittim pelite. Her seferinde de sende oldugu gibi aylarca tırmanmadıktan sonra gittim. Yine her seferinde şaklayarak geri dondum. (dusmesi bile guzel ama rotanın) yine yeniden gitmek istiyorum ama o rota icin. Su isin erken baslama saatine alısırsam o is tamam 🙂 yazı senlendiririz. Zaten bu aydan sonra salonda tırmanmak imkansız olur sıcaktan. Ne biri karakayalar mı dedi…

    moruk isi bırakıcam dedim daha da kurumsalına girdim. Benden adam olmaz 🙂 2-3 gun nasıl da az geldi kaynaklarda. Belki bu isten sonra ara veririm biraz. Ama sagım solum belli olmaz benim

  2. Göktuğ AYDEMİR

    ahahhaaaa bünye yaşlandıkça toparlanması zor oluyor yada konformist yaşam mı desek bilemedim 😀 bi et ossun bi but ossunn…

    Pelit dedin de ben orada ki Gordiyon sektöre bir defa Doğan ve Erkan ile gitmiştim daha yeni yetme sayılırdım. Bir kaç tane güzel rota var negatifli kolonetli…Dereceler VIII den başlıyordu sanırım. Olur da gider isek denemeden dönmeyelim.

    İş şart ama bağlı olduğun şeyi unutmadığın sürece ayıracak zaman mutlaka vardır. Haziran sonu gibi bende baraja gideceğim yine. Dönüşüm Temmuz ortasını bulur. Gerçekten bu sıcaklarda zor. Karakayalar’dan ziyade Aladağlar bana daha cazip geliyor. Bakalım duruma göre netleşir…

  3. Sevil YILMAZ

    Moruk Gordiyon’a ben de gitmiştim birkaç defa. Ulaşım biraz zorlu. Rotalar da VIII’den başlıyor ama bir tane VIII var 🙂 Diğerleri hatırladığım kadarıyla IX+/X- falandı. Yine de gölgede kalması iyi. Aladağlar iyi seçenek ama benim 2 günlüğüne gitmem zor olur. Onun yerine Pelit Mağara da işimi görür 😉 Biraz serin oluyor bilirsin…

Yorum Bırakın

  • (yayımlanmayacak)