Kategori: Genel

Koşu sonrası beslenme ve besin takviyeleri

HIDIR:Benim sorum yine dilge hocama 🙂

Hocam yağ yakımını hızlandırmak için L carnitin diolar.Sen ne diyorsun bu konuda ? Bide antreman sonrası ne yemeli içmeli takviye besin kullanmalımıyız 🙂 hocam aydınlat bizi 🙂 Ayhanla iki bira ısmarlayalım olmadı hafta sonu bize sırlarından bahset 🙂

DİLGE: evet l-carnitine yağ yakıcı. ama mucizevi birşey değil. (hani aldım 3-4 kilo verdim 2 haftada gibi bişi değil yani) normalde karnitin bir aminoasit vücut tarafından üretiliyor. görevi yağ asitlerini hücrede mitokondri denen ATP üreten organele taşımak. Görevi yağ asitlerinden ATP (enerji) üretilmesini sağlamak olduğu için yağın yakılarak enerji oluşmasını sağlıyor. bu da yağ yakıcı etkisi zaten. sporcular tarafından tercih edilmesinin sebebi de aynı ATP üretimini sağladığı için spor sırasında performansa destek olabiliyor. ancak klinik araştırmalarda sporcu performansını anlamlı arttırmamış. fiziksel gücün devamlılığında ve performansın devamlılığında etkili ancak var olan mevcut performansı arttırmıyor. neysen o kardeşim 🙂 doping ile de hiç bir alakası yok. hamileler bile kullanabiliyor çok güvenli bir madde. ekte size monografını gönderdim. kalp kası için de olması gereken bir amino asit. DEVAMINI OKU »

Motivasyon kaynaklarımız neler?

Geçtiğimiz günlerde mail grubunda birbirimize yazmıştık ve motivasyon sağlamıştık… Tabi küçük bir grup içinde (closed friends) olmuştu bu. İnsan istemez mi, herkes spor yapsın, daha iyi tırmansın, daha iyi bisiklet sürsün, daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü… (olympics motto). Bakalım gelişmek ve bunları başarmak için motivasyon kaynaklarımız neler? DEVAMINI OKU »

Mobilet ile Kozan-> Kemaliye-> Çayeli-> Batum-> Kaçkarlar-> BURSA :)

Eve dönüş rotam Rize’deki kursumun onaylanması ile kesinleşmişti. Eve, Kozan’dan Kemaliye’ye oradan da Rize’ye havalar iyi giderse Kaçkarlar’a ve tüm Karadeniz sahili boyunca motosiklet ile gidecektim. Hedefim tüm bu yolcuğu tek parça tamamlamaktı. 🙂
Uzun bir süredir kamp yapmıyordum ve hazırlanmak bana zor geldi. Unutmuşum. Onca yıllık çadır ve kamp hayatına rağmen insan konfora alışınca hazırlanmak ne kadar da zor oluyormuş… Birkaç gün önceden hazırlanmaya başladım.

DEVAMINI OKU »

Zumbara – Zaman Paylaşımı Kültürü

Zumbara
Zumbara

Zaman Bankası. Hiç duydunuz mu? Ben duymamıştım. Birkaç ay önce Berika sayesinde tanıştım bununla.

Zumbara bir zaman bankası topluluğu, bir zaman paylaşımı kültürüdür. Lidya’lıların parayı bulmasından itibaren para egemen olan dünyaya alternatif tamamen karşılıklı paylaşım ve güven üzerine kurulmuş bir sistemdir. Dünyada pek çok örneğinin olmasına rağmen Türkiye’de bir ilktir. Ayrıca sosyal medyayı dünya üzerinde en başarılı şekilde kullanan oluşumdur.

En basit örnekle: Diyelim evinizde elektrikli bir aletinin bozulmuş ve sizin de elektrikle uzaktan yakından ilginiz ya da bilginiz yok. Normal koşullarda bunun için bir tamirci çağırıp ona da belirli bir miktarda para vermeniz gerekiyor. İşte Zumbara’nın zaman paylaşımı burada devreye giriyor. Bu sorun için zumbara.com’a bir talep giriyorsunuz. Eğer bu talebinize karşılık alırsanız size yardım edecek kişiye zaman bankanızdan yardım süresi kadar zaman veriyorsunuz. Yani size 1 saat yardım ettiyse, ona kendinizden bir saat vermiş oluyorsunuz. Ve bu zamanı verdiğiniz kişi bu zamanı istediği başka bir talep için kullanabilir. Örneğin İspanyolca konuşmasını geliştirecek birine talepte bulunarak ya da web tasarımı öğrenerek…

Ne kadar çok talebe karşılık verirseniz o kadar çok zamanınız birikir ve o kadar çok da talepte bulunabilirsiniz. Sadece talepte bulunursanız bir süre sonra zamanınız biter ve birşey arz etmeden yeni bir talepte bulunamazsınız. Çünkü başlangıçta sistem size “5 saat” avans veriyor. Gerisini kazanmak sizin elinizde.

Böylelikle insanın elindeki en önemli şeylerden biri olan zamanı döngüsel olarak paylaşılıyor.

Siteye kayıt olmak için ya içeriden birinin size referans olması gerekiyor ya da güzel bir talep formu yazarak kendinizi kaydettirebiliyorsunuz.

www.zumbara.com

Bilecik

Geçen salı, iş gereği Kütahya Seyitömer Termik Santraline ihaleye katılmaya gittim. Arabayla TEM’den akıp, Adapazarı’nda Bilecik-Antalya çıkışından D-100’e geçtim. Tabi bu durumda hem Geyve hem de Pelitözü yol üstünde olmuş oldu.

Nasıl özlemişim… Hem iş hayatı, üstüne ayağımdaki sakatlık, eh önceden sıcaklardan dolayı indoor antrenmanları da bırakmıştık, oldu mu sana aylardır tırmanış namına hiçbir şey yapmayan ex-tırmanıcı modeli?!

Bilecik’e yaklaşırken her yer delik deşik! Sağolsun hızlı tren, birilerinin cebine iyi para giriyor! Yolculuk devam ederken adeta eskilerden, tanıdık bir vadi görüyorum… Hmm, şimdi bir tünelden geçmem gerekiyor, ardından sağımda Paralel Çatlak olması gerek diyorum. Ve oluyor da 🙂

Yola devam etmekte olduğumdan diğer tünele girene kadar olabildiğince çok şey yakalamak, maziyi anmak istiyorum… Sağımda Paralel Çatlak, “düşen ölüyor patikası” olduğu gibi duruyor… Ahh, Misyoner! Ben de yeri ayrı… Uçan Kaz….  HOP! Araba hızla geçiyor orayı  🙁   Hemen solumda La Haine sektör… Erkan’la gitmiştik bir kere, peşimizde bir köpek, etrafımızda havlayan başka köpekler 🙂

Kaldığımız evi görmek istiyorum, ama yolun yüksekliğinden göremiyorum… Yukarıdaki şantiye duruyor… Gözlerim eve gidebilecek bir yol arıyor ve EVET! yol var 🙂 Köprüye gelmeden heme önce, toprak bir yol! Hemen saate bakıyorum; yaklaşık 2,5 saatte Üsküdar’dan Pelitözü’ne gelinebiliyor! Tanrım!!! Nasıl da gelmek istiyorum Pelitözü’ne!!! Eminim şu anda bu kelimeleri okuyan Sevilve diğer MudadosT”lar da benim gibi düşünüyor: en kısa sürede bir araba ayarlayıp Pelite akmalı!!

Diğer tünele girmeden hemen önce vadiye son bir kez bakıyorum… Evde ön odada kalırken, ay ışığı altında bu manzara eşliğinde uykuya dalmalarımı, sabah kalktığımda bu manzarayı görüşlerimi hatırlıyorum.. Hemen ardından gaste üzerinde yapılan kahvaltılar, mokka express ile hazırlanan bünyeyi diriltici kahveler… Proje rotayı zihinde canlandırmalar…. Ooof of! 🙂 Gidelim dostum!

HOP! Tünele girdim bile.. Hmmm, adamlar iyi tünel yapmışlar… Yalnız bitmiyor :S Meğersem 2,5 km imiş! Az mı dinamit sesleriyle uyandık? Gerçi sonra alıştık 🙂

Pelitözü’nü geride bırakırken aklımda iki düşünce var: En yakın ne zaman gelebilirim? ve “O” bizi özlemiş midir?

Barış Güzel