Gittik, gideceğiz derken arap saçına dönen Narlıdere faaliyetini sonunda gerçekleştirdik. Arife günü yani geçen Perşembe ben, Barış ve Feraye sabahın köründe kalktık ve Narlıdere’ye gittik. İstanbul’dan yeni bir ulaşım şekliyle gitmiş olduk aynı zamanda.

Sabah 5.30′da kalkıp Üsküdar’dan atladık Eminönü vapuruna. Orada banliyö treniyle Yenikapı. Oradan da İDO’nun iskelesine. Amaç 7.30′daki vapura yetişmekti ve yetiştik de. İnternetten aldığımız biletlerin çıktılarını iskelenin çevresine yetleştirilen otomatlardan almaya yeltendik. Kredi kartını geçirdik ve biletlerin hazneye düşmesini bekledik. Otomat biletleri havaya fırlatmaya başlayınca neye uğradığımızı şaşırdık :) Hemen bir refleksle diğer biletlerin de uçmasına izin vermeden yakaladık. Vapur teknik sorunlar(!?) nedeniyle rötar yapınca 9.30′da Mudanya’ya vardık. Oradan otobüsle Tren istasyonuna. Aman siz siz olun daha gider gitmez o “Bukart” zımbırtısından alın. Çünkü tam bilet fiyatı 3 Lira. Bukart ile 2.10TL. Bir tane kart alıp içine biraz para doldurduk. Ne bilelim ulaşımın bu kadar pahalı olduğunu. Şansımıza yüklediğimiz para bizi trene bindirmeye de yetti. Tren kart ile yanlış hatırlamıyorsam 1.30TL idi. Trenle yolculuk da bir 40dk sürdü heralde. Trenin son durağında da inip sağ şeritdeki Kestel minibüslerine bindik. Bunlar da kişi başı 2TL. Minibüsle de bir 30dk.lık yolculuğun ardından sonunda Narlıdere’ye vardık. Yani gidiş masraflarını hesaplarsak; kişi başı: 15(Vapur)+2.10+1.30+2=20.4TL. Süre de vapura binmemizden itibaren  yaklaşık 4 saat.

Köye vardığımızda yüksek obez potansiyeliyle Barış’ın bahsettiği cantıkçıya (pideci) damlamayı düşünüyorduk, ama bayram boyunca kapalı olduğunu öğrenmek ufak da olsa hüsrana yol açtı. “Madem böyle” deyip köy bakkalından alışveriş yapıp kamp alanını bulmak için yola koyulduk. Barış’ın önerisi suya yakın olması gerekçesiyle çadırları yolun kenarına kurmaktı. :D Tabi ben şiddetle karşı çıkınca fikrinden caydı. İyi ki caymış, çünkü ertesi akşam orasının biracıların mekanı olduğunu gördük. Böyle bir durumda da Barış’ı dilime dolamam gecikmedi.

Köye vardığımızda köy muhtarı yanımıza geldi. Köyde bir dönem problemler yaşanmış piknikçiler yüzünden. Artık piknikçilerin ormana girmelerine izin vermiyorlar. Ama bizim için bir problem yok. Biri “Peki, onlar neden gidiyor” diye sorduğunda, o da “Onlar validen izinli tırmanıcılar” diye cevap veriyormuş. Bu yüzden daha sonradan mahçup olmamak için “Tırmanmaya geldiğinizde bana haber verirseniz iyi olur” dedi.Telefon numarasını verdi. Biz de “Arkadaşlarımıza söyleriz” dedik. Narlıdere tanıtım sayfasına ekleyeceğim bilgileri.

İlk gün alışmak amacıyla sadece kolay rota çıkalım dedik. Ama nerden bilelim bütün faaliyet boyunca kolay rota çıkacağımızı. Bu arada oldukça güzel kolay(VI+’ya kadar) rotalar var. Şişman Tavuk (VI+) tavsiye edilir.

Bir süre sonra Erkan da bize katıldı. Çadırı getirme bahanesiyle tırmanmış da oldu. İyi de oldu aslında. Uzun aradan sonra biraz muhabbet etmiş olduk. Haliyle ikimizde askere gideceğimizden askerlikten bahsettik.

Akşam olunca Feraye’nin çadırda yalnız kalmasına karar verdim. Bu onun için çok faydalı oldu bence. Amacım korkularını yenmesi, soğuğa alışması ve yalnız bir faaliyetin huzurunu hissetmesiydi. Sanırım amacıma da ulaştım. Faaliyet sonunda ne saldıran tecavüzcüler ne de kurtlar vardı ve Feraye son akşam gayet rahat uyuduğunu söyledi. Her ne kadar gece kalktığında tuvaletini ışın hızıyla yapıp çadıra girse de korkusunun büyük bir kısmını atmıştır.

Bayram günü alışveriş için köye indik. Nasıl da güzel kızartılmış et kokuyordu! “Çocuğa koktu” diye evin birine dalacaktık ama bundan vazgeçtik. Zaten cantıkçı da kapalı. Üç gün önceden kalma bayat ekmeleri alıp kamp alanına dönmek kaldı geriye.

Son gün erken kalkmaya karar verdik. İlk iki gün saat 10′da kalktığımızı düşünürsek bir gün de bari erken kalkmalıydık. Bu arada bizi uyuşuk sanmayın. Erken kalkamamızın sebebi hep güneşten. Güneş saat 10′da çadıra vurmaya başlıyor. O yüzden erken kalkamıyoruz. Yoksa neden kalkmayalım!

Alarmı kurdum. Ama alarmdan önce kalktım ve yağmurun sesini duydum. “Tüh!” bugün tırmanamayacaktık. Biz de madem öyle hazırlanalım dedik. Yağmurun dinmesiyle önce Barış’ın çadırını topladık, Feraye’ninkine geçtik. Sonra kahvaltı yapıp yine yağmur dinince diğer çadırı da toplayıp köye uzadık.

Hazır vaktimiz varken otogarın dibindeki IKEA mağazasına da uğradık. Birkaç saatimizi orada dolanarak geçirdik. Eğer erken dönerseniz bundan başka fazla da bir seçeneğiniz kalmıyor.

Sonunda gittim yani Narlıdere’ye. Pelitözü gibi ufak bir bölge. Yine de az masraf yapılarak gidilebilecek bölgelerden biri. 4 günümüz yolculuk masrafları dahil kişi başı yaklaşık 55TL tuttu.

Orada daha çıkmadığım onlarca rota var. Onlar için tekrardan geri döneceğim.