Kemaliye eski adıyla Eğin; Erzincan, Elazığ, Malatya, Tunceli ve Sivas illeri arasında Erzincan’a bağlı bir ilçedir. Fırat nehrinin Karasu kolu üzerinde, nehrin Keban baraj gölüne dönüştüğü, sarp kayalık yamaçlarla ve yemyeşil vadilerle çevrili bir coğrafyada yer almaktadır. Şehir merkezi denizden 1000m. yükseklikte kurulmuştur. Etrafı Munzur ve Sarıçiçek dağları ile çevrelenmiştir. Eskiden Eğin olarak adlandırılan yöre, 1922 yılında Kurtuluş Savaşı’nda ilçe halkının Kuvay-i Milliye güçlerine maddi ve manevi katkılarından dolayı, Mustafa Kemal Atatürk tarafından ziyaret edilerek kendi adına izafeten Kemaliye olarak değiştirilmiş.

Bizde bu sene 5.si düzenlenecek olan Kemaliye Doğa Sporları ve Kültür Şenliği’ne katılmak üzere 18 Haziran 2008 günü yola çıktık. İstanbul’dan uçakla ayrılırken ekibimiz, Doğan Palut (Dağcı, milli sporcu), Tunç Fındık (Dağcı, yüksek irtifa adamı), Ferudun Çelikmen (Proje sorumlusu), Murat Şen ( Türkiye Spor Tırmanış Federasyonu (eski) Başkanı), birkaç müzisyen ve heykeltıraş sanatçılarından oluşuyordu. Yaklaşık 2 saatlik bir uçuşla Malatya Havaalanına ulaştık. Buradan minibüs vasıtası ile 3 saatlik yol, sonunda Kemaliye’ye ulaştırdı bizleri. Virajlı Eğin yollarında ilerlerken, merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun bölgeye olan katkıları anlatılmakla bitmedi. Şenliklerin düzenlenmesi ise valinin sporcu karakterine ithaf edilmiş. Kendisi gerçekten çok büyük bir kayıp…

2658_85

Kent merkezinin birkaç km yukarısında konakladığımız pansiyonda güne başladık. Tertemiz bir havası vardı. El yapımı dut pekmezi, böğürtlen reçeli ve diğer leziz tatlar kahvaltımızı taçlandırdı. Pansiyon sahipleri çok sıcakkanlı kişilerdi. Merkeze indiğimizde ise yöre insanı aynı sıcakkanlılıkla selamlıyorlardı bizi. Sanırım medenileşme süreci yobazlığı beraberinde getiriyor! Bugünkü görevimiz Koçan Şelalesi bölgesinde tırmanış rotaları açmak. Kısa bir süre bölge keşfi yapıp güneşin yön değiştirmesi ile başladık rota açmaya. İlk rotamız bahar aylarında dökülen Koçan Şelalesi. 70m. yüksekliğinde 1.ip boyu VII- ve 2.ip boyu VII- olan genellikle slap yüzeylerden oluşan rotayı boltladık. Akşam yemeği için merkezdeki Bozkurt Restoran’a gidip kanımızı doyurduk.

2658_872658_86

Sabahın erken saatinde kalkarak, şenlik kapsamında televizyon çekimleri ve gösteri amaçlı tırmanışlar yapmak üzere Seyitali Sektör’e ulaştık. Gerçekten oldukça kalabalık tırmanış ve seyirci kitlesi vardı. Gerek kolay gerek zor pek çok rotayı ne yazık ki güneşin altında tırmanarak zaman geçirdik. Ulaştırma Bakanı’nın da gelmesiyle ortalık bürokratlardan geçilmedi!!! Öğlenden sonra nehir gezisi yapmak üzere aşağıya indik. Ekibimize Türk Dağcılığı’nın önemli kişileri olan Adana bölgesinden Süleyman Vardal ve Antalya bölgesinden Öztürk Kayıkçı’da katıldı. Gezi süresince Ferudun Bey bizlere bölge hakkında bilgiler verdi. Eski İpek Yolu’nun buradan geçtiği, dünyada ilk köprü ücretinin buradan alındığı, şimdinin 2500lük nüfusun 1800lü yıllarda 50bini geçtiği vb. İstanbul – Ankara yolunu 220km kısaltan taşyolu 135 yıl öncesinden planlanmış ve oldukça ilkel aletlerle yapımına başlanmış. Sonrasında yapımı, artık şaşırmadığımız yılan hikayesine dönmüş. Yine Recep Yazıcıoğlu döneminde çalışmalara başlanmış ve bitirilmiş. Şu anki hali 8.5km olan yarışı taş bir tünel yarısı yarma yol ortaya çıkmış. Aynı şekilde baraj gölü sebebiyle sular altında kalan tarihi asma köprü yerine, konusu filmlere bile aktarılan Vali’nin adını taşıyan köprü inşa edilmiş. Tur bitimi Koçan bölgesine tekrar giderek 2rota daha açtık. Rehab VII- 25m. ve Rehab Master IX- 25m. Rota hatlarını bir güzel temizledikten sonra akşam yine yorgun bedenleri toparlamak adına restorana indik.

Tanrım kahvaltılar mükemmele yakın. İnsan yemeğe doyamıyor. Bıraksalar akşama kadar semireceğiz. Bugün yarışma günü. Daha önceden hiç kimsenin tırmanmadığı 7adet, V dereceden VIII+ dereceye kadar spor rotalarda, 20tırmanıcıyla çarpışacağız. Tunç yarışmaları sevmediğinden girmedi. Doğan makine gibi ilk denemelerde hepsini çıktı. Ben ve Sakarya’dan Ahmet, süre yetmediğinden 6rotayı ilk denemede bitirdik. Başka bir bonus rotasına daha girdik. Ahmet ilk denemede bitirerek 2.oldu. Bende akşam düzenlenen törende 3.lük kupasını havaya kaldırdım. Derecemi önceki günlerin verdiği yorgunluğa ve rotalara arka arkaya girmenin verdiği dinlenememişliğe bağlıyorum (hehe hiçte kabullenemem).

2658_932658_942658_952658_96

Rest day is best day. Bugünü şehri gezmeye ayırdık. Asırlık evlerin arasından süzülerek tırmanış kitapçığı hazırlamak için bölgeye gittik. Her birini fotoğraflayıp bilgilerini not ettik. Yol üzerinde Lökhane’ye uğradık. Lök; sadece duttan hazırlanan, beş ateş ise; dut, fındık, fıstık, ceviz ve şekerden hazırlanan, şekil itibari ile fıstıklı burma tatlısına benzeyen eşsiz bir tat. Ne yalan söyleyeyim, bizimde tırmanıcı olarak gücümüze güç kattı… Buradaki evlerin kapılarında iki tokmak vardır. Üstteki kalın ses çıkaran erkek tarafından çalınırken alttaki ince sesli olan bayanlar tarafından kullanılır. Böylece ev sahibi kimin geldiğini anlarmış. Şenlikler kapsamında tırmanışın yanı sıra seekayak, koşu, bisiklet, cirit, paramotor, çeşitli ülkelerin halkoyunu ekibi gösterileri ve yarışmaları düzenlendi. Akşam Tunç Fındık’ın Himalayalar ve Everest konulu dia gösterisi yapıldı.

Günler, çay bahçesine getirilen dev perde ve projeksiyon sistemi ile, Avrupa Kupası futbol maçlarının seyrinden sonra sona eriyordu… 26 Hazirana kadar diğer günlerimizi tırmanarak rota açarak geçirdik. Toplam 30 adet rota tamamlanarak Türkiye’nin bir başka tırmanış bahçesi daha oldu. Şenlikler bitmişti ve artık eski sakin Kemaliye ile tanıştık. Burası gerek tarihi dokusu ile gerek mütevazi ve sıcakkanlı insanı ile gerek doğası ile, insan ruhuna hayat üflemeye devam ediyor. Tekrar görüşmek üzere Eğin.