mudadosT
Marmara Üniversitesi Dağcılık ve Doğa Sporları Mezunlar Topluluğu
Marmara Üniversitesi Dağcılık ve Doğa Sporları Mezunlar Topluluğu
1 Ağu
Geçen salı, iş gereği Kütahya Seyitömer Termik Santraline ihaleye katılmaya gittim. Arabayla TEM’den akıp, Adapazarı’nda Bilecik-Antalya çıkışından D-100′e geçtim. Tabi bu durumda hem Geyve hem de Pelitözü yol üstünde olmuş oldu.
Nasıl özlemişim… Hem iş hayatı, üstüne ayağımdaki sakatlık, eh önceden sıcaklardan dolayı indoor antrenmanları da bırakmıştık, oldu mu sana aylardır tırmanış namına hiçbir şey yapmayan ex-tırmanıcı modeli?!
Bilecik’e yaklaşırken her yer delik deşik! Sağolsun hızlı tren, birilerinin cebine iyi para giriyor! Yolculuk devam ederken adeta eskilerden, tanıdık bir vadi görüyorum… Hmm, şimdi bir tünelden geçmem gerekiyor, ardından sağımda Paralel Çatlak olması gerek diyorum. Ve oluyor da ![]()
Yola devam etmekte olduğumdan diğer tünele girene kadar olabildiğince çok şey yakalamak, maziyi anmak istiyorum… Sağımda Paralel Çatlak, “düşen ölüyor patikası” olduğu gibi duruyor… Ahh, Misyoner! Ben de yeri ayrı… Uçan Kaz…. HOP! Araba hızla geçiyor orayı :( Hemen solumda La Haine sektör… Erkan’la gitmiştik bir kere, peşimizde bir köpek, etrafımızda havlayan başka köpekler ![]()
Kaldığımız evi görmek istiyorum, ama yolun yüksekliğinden göremiyorum… Yukarıdaki şantiye duruyor… Gözlerim eve gidebilecek bir yol arıyor ve EVET! yol var
Köprüye gelmeden heme önce, toprak bir yol! Hemen saate bakıyorum; yaklaşık 2,5 saatte Üsküdar’dan Pelitözü’ne gelinebiliyor! Tanrım!!! Nasıl da gelmek istiyorum Pelitözü’ne!!! Eminim şu anda bu kelimeleri okuyan Sevilve diğer MudadosT”lar da benim gibi düşünüyor: en kısa sürede bir araba ayarlayıp Pelite akmalı!!
Diğer tünele girmeden hemen önce vadiye son bir kez bakıyorum… Evde ön odada kalırken, ay ışığı altında bu manzara eşliğinde uykuya dalmalarımı, sabah kalktığımda bu manzarayı görüşlerimi hatırlıyorum.. Hemen ardından gaste üzerinde yapılan kahvaltılar, mokka express ile hazırlanan bünyeyi diriltici kahveler… Proje rotayı zihinde canlandırmalar…. Ooof of!
Gidelim dostum!
HOP! Tünele girdim bile.. Hmmm, adamlar iyi tünel yapmışlar… Yalnız bitmiyor :S Meğersem 2,5 km imiş! Az mı dinamit sesleriyle uyandık? Gerçi sonra alıştık ![]()
Pelitözü’nü geride bırakırken aklımda iki düşünce var: En yakın ne zaman gelebilirim? ve “O” bizi özlemiş midir?
Barış Güzel

19 Haz
ALADAĞLAR-2011 YAPILMAYACAK MI?
Mudados-T’un kurulmasındaki temel hedeflerden biri Mudados-K çatısı altında dağcılık ve doğa sporları eğitimi alan bizlerin, üniversite hayatının bitip çalışma hayatının başladığı nokta da mümkün olduğunca tırmanıştan ve dağcılıktan kopmamak ve bu amaç doğrultusunda birbirimize destek olmak adına mezunlar topluluğu olarak haraket etmekti.
DEVAMINI OKU »
15 Haz
Magnezyum’un 8. sayısı Uğur’un güzel kapak tasarımlarından biriyle başlıyor. Ardından Doğan’ın (Palut) son sivil yazısı ve meali! Ardından Demet Kayıkçı’nın tırmanış hakkında düşünceleri. Sonra benim bir denemem ve Balıkkaya faaliyet yazım. Onun ardından Uğur Alkan’ın Mauro “Bubu” Bole tarafından yazılan “End of Silance” yazısının çevirisi (soluk kesiyor). Sonra da Sema’nın Dünya görüşü?! Derginin en sonunda da Erkan’ın eklediği “velosipet ile bir cevelan” kitabının ön ve arka kapağı. Gel de okuma! DEVAMINI OKU »

2 Haz
Kalabalık bir grup Beykoz’a giden otobüsün içindeyiz. Yolda küçük bir kazadan dolayı otobüs değiştirmek zorunda kalıyoruz. Neden Beykoz’a gidiyoruz????
……cenabete gitmeyesiniz!…. yok yok vinç’i görene kadar güle oynaya gidiyoruz.
Emniyet kolonları üzerimizde (full body), kimisinde kask, sıramızı bekliyoruz. Göktuğ, Demet, ben, Feraye, Berkay, Barış, Alper ve Sevil, sağ elimizin üzerinde kilomuz, sol elimizin üzerinde sıra numaramız yazılı. Küpe, kolye, saat ne varsa çıkarıyoruz.
Heyecanlanıyor muyuz ne? O gün gelmiş meğer, Nisan ayında karar verdiğimiz Bungee Jumping Bosphorus etkinliğindeyiz. Yüksek işler’den ve Mudadosklu Volkan, yer hizmetlerinde görevli. Bize atlama, salınma ve düşme(!) taktikleri veriyor. Ne çok atlayan var. Herkes ne kadar da cesaretli ya da meraklı ya da deliymiş… İstanbul adamı ne hale getiriyor. Derken sıramızı alıyoruz ve Göktuğ atlıyor. Göktuğ “top yap vücudu, top olma
” Göktuğ, deniz seviyesine iner inmez “bir daha atlamak” istediğini söylüyor
Tabi ayaklardan asılı kalmak beyne kanı pompalamış, yüzü kıpkırmızı. DEVAMINI OKU »